Kastamonu Üniversitesi | Geleceğini İnşa Edeceğin Üniversite
Katalog suçlar genel itibariyle aşağıda sayılan ağır suçları kapsadığından ötürü kamu düzenine ve güvenliğe ciddi tehdit oluşturduğundan özel bir sınıflandırmaya tabidir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 100/3'teki suç listelerine denir.
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda sayılan soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78), göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80), kasten öldürme (madde 81, 82, 83), kasten yaralama (madde 86, fıkra 3, bent b, e ve f) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama (madde 87), işkence (madde 94, 95), cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102), çocukların cinsel istismarı (madde 103), hırsızlık (madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149), uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188), suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220), Devletin güvenliğine karşı suçlar (madde 302, 303, 304, 307, 308), Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315);
- 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları;
- 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 22'nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu;
- 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar;
- 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 68 ve 74'üncü maddelerinde tanımlanan suçlar;
- 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 110'uncu maddesinin dört ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçları;
- 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun 33'üncü maddesinde sayılan suçlar;
- 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7'nci maddesinde belirtilen suçlar;
- Kadına karşı işlenen kasten yaralama suçu;
- Sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan personele karşı görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işlenen kasten yaralama suçu;
- Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi eğitim kurumlarında yönetici, öğretmen, usta öğretici, yabancı uyruklu öğrencilerin eğitimine yönelik Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen projelerde öğretici/öğretmen veya rehber danışman; özel öğretim kurumlarında yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğretici olarak görev yapanlar ile Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi eğitim kurumları ve özel öğretim kurumlarında ders ücreti karşılığı ders okutanlara ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan öğretmenlere karşı görevleri sırasında veya görevleri sebebiyle işlenen kasten yaralama suçu.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "genel ve özel şartlar" başlıklı 48'inci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (5) numaralı alt bendine göre;
" Türk Ceza Kanununun 53'üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahküm olmamak"
Devlet memurluğuna alınacaklarda genel şartlar arasında sayılmıştır.
Kanunun "memurluğun sona ermesi" başlıklı 98'inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre Devlet memurlarının,
" Memurluğa alınma şartlarından her hangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması veya memurlukları sırasında bu şartlardan her hangi birini kaybetmesi"
memurluğu sona erdirmektedir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma" başlıklı 53'üncü maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendine göre;
" Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkümiyetin kanuni sonucu olarak;
Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya Devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten,
yoksun bırakılır."
5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun "yasaklanmış hakların geri verilmesi" başlıklı 13/A maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre;
" 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkümiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilir. Bunun için; Türk Ceza Kanununun 53'üncü maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla,
a) Mahküm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması,
b) Kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması,
gerekir."
Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü'nün 05.01.2023 tarihli 128785 sayılı yazısında, " her ne kadar yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı kişilere mahrum kaldıkları hakları kullanma yetkisini verse de 657 sayılı Kanun'un Devlet memuru olmanın genel şartını düzenleyen 48'inci maddesinde yer alan "affa uğramış olsa bile" ibaresinden sonra sayılan suçlardan birini işleyenler için bu mahkeme karar Devlet memuru olabilme koşullarını sağlama bakımından bir hak doğurmamaktadır." denilmiştir.
Danıştay 12. Daire kararında (E: 2014/3161, K: 2015/3529, T:28.05.2015); memnu hakların iadesi kararı alınsa dahi katalog suçlardan hüküm giyilmişse memur olunamayacağına hükmetmiştir.
" Buna göre, memnu hakların iadesi kararı dahi bulunsa, 5237 sayılı Kanun'un 53/2. ve 657 sayılı Kanun'un 48/A-5 maddelerinde yer alan hukuki düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına alan ya da affa uğramış olsa bile bu maddede sayılan suçlardan mahküm olanların artık hiç bir şekilde memuriyete atanması mümkün değildir.
Olayda, hırsızlık suçundan 5 ay hapis cezası bulunan davacının, bu cezasının kesinleşerek tamamen infaz edildiği tarihten itibaren bu ceza nedeniyle mahrum kaldığı hak yoksunluklarım 5237 sayılı Kanunun 53/2. maddesi uyarınca tekrardan kazanacağı kabul edilse de, memuriyete alınmada genel koşulların öngörüldüğü 657 sayılı Kanun'un 48/A-5 maddesinde yer alan Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile, anılan maddede sayılan suçlardan herhangi birinden mahküm olmamak gerektiği hükmü dikkate alındığında, davacının memuriyete alınmasına yönelik hak yoksunluğunun devam ettiğinin açık olduğu, memnu hakların iadesi kararı alınmasının da, anılan maddede yer alan "Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile" ifadesi nedeniyle davacı lehine bir hak vermeyeceği ve davacının hukuki durumunda memuriyete atanmasına yönelik olumlu bir değişiklik yaratmayacağı hususları göz önüne alındığında; memuriyete engel mahkümiyetinin bulunduğundan bahisle atamasının yapılmamasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır."
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararında (T:17.11.2011, E:2007/2368, K:2011/1214); yüz kızartıcı suçlardan hüküm giyenlerin memnu hakların iadesi kararı alsa bile memur olamayacağına hükmetmiştir.
"Memnu hakların iadesi kararı, 657 sayılı Kanun'un anılan 48/A-5. maddesinde sayılan yüz kızartıcı suçlar dışında kalan suçlar bakımından devlet memuru olabilme koşulları yönünden ehliyetsizliği geleceğe dönük olarak ortadan kaldırmakta, ancak anılan Kanun maddesinde devlet memuru olabilmek için yüz kızartıcı suçlardan mahküm olmamak koşulu arandığından, memnu hakların iadesi kararı, yüz kızartıcı bir suçtan dolayı mahkümiyet kararı almış kişiler yönünden devlet memuru olabilme koşullarını sağlama bakımından bir hak doğurmamaktadır.
Öte yandan, 3682 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun değişik 8. maddesinin (b) bendi, basit ve nitelikli zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma ve dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlar ile beş yıldan fazla ağır hapis ve hapis cezasına mahkumiyetlerde cezanın çekildiği veya ortadan kalktığı veya oluştuğu tarihten itibaren ilgilinin on yıl içinde evvelce verilen ceza cinsinden bir cezaya veya daha ağır bir cezaya mahkum olunmadığı takdirde adli sicildeki kaydının silinmesini öngörmekte olup, Türk Ceza Kanunu karşısında özel bir kanun olan 657 sayılı Kanun'un 48/A-5. maddesi ile Türk Ceza Kanunu'nun aksine belli suçlar açısından, bu suçlar affa uğramış olsalar bile, süresiz hak yoksunluğu getirecek bir düzenleme yapıldığından, adli sicil kaydının silinmesi, yüz kızartıcı suçtan dolayı ortaya çıkan hak yoksunluğunu ortadan kaldıracak nitelikte bulunmamaktadır."
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun mezkür kararı sonrasında 657 sayılı Kanunun 48/A5 maddesinde sayılan nitelikli suçlardan mahküm olanların bilahare memnu hakların iadesi kararı alsa bile Devlet memuriyetine alınamayacağına ilişkin kararlar yerleşik hale gelmiştir
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararında (E: 2019/3092, K: 2021/2001, T: 25.10.2021) aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
" Memnu hakların iadesi, mahkümiyet kararını ortadan kaldıran değil, yalnızca yasaklanmış bazı hakların iadesine yönelik bir karardır.
Hal böyle iken kanun koyucu tarafından, "devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık" gibi suçlardan mahkümiyet hali, genel af hariç kesinleşmiş bir cezayı kaldıran, cezayı hafifleten veya daha hafif bir cezaya çeviren özel af halinde memuriyete alınma konusunda bir engel olarak belirlenmişken, özel affa göre daha dar kapsamlı olan ve mahkümiyet hükmünü ortadan kaldırmayan memnu hakların iadesi hali, memuriyete girmeye evleviyetle engel olacaktır.
Dava konusu olayda, davacının 2012 yılı Özürlü Memur Seçme Sınavında başarılı olarak Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu .ili veri hazırlama ve kontrol işletmenliği kadrosuna yerleştirildiği ancak .Devlet Güvenlik Mahkemesinde "Terör örgütüne yardım ve yataklık etmek" (Devletin güvenliğine karşı suçlar kapsamında) suçundan yargılandığı, yapılan yargılama sonunda anılan Mahkemenin .tarih ve E:., K:. sayılı kararı ile neticeten 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği; anılan mahkumiyet nedeniyle davacının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinde belirtilen Devlet memurluğuna atanacaklarda aranan genel şartları taşımadığından bahisle davalı idarece atamasının yapılmadığı, davacının bu işlem üzerine anılan mahkumiyet yönünden başvurduğu .Ağır Ceza Mahkemesinin .tarih ve D.İş No:.sayılı kararı ile yasaklanmış haklarının geri verilmesine karar verildiği ileri sürülerek bu işlemin iptali istemiyle temyizen bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda yer verilen bilgiler ışığında, memnu hakların iadesi kararının bazı kamu haklarından yoksun kılınmadan kaynaklanan ehliyetsizlikleri gelecek için ortadan kaldırarak ilgilisine, kullanılması men edilen belli hakları kullanma yetkisini verdiği kabul edilmekle birlikte anılan bu karar, 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nun 168. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılması yönünde mahkümiyet kararı bulunan davacıya 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinde belirtilen "... affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahküm olmamak" şartını taşıma bakımından bir hak doğurmamaktadır.
Bu itibarla davacının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesindeki şartları taşımadığından bahisle atamasının yapılmamasına ilişkin dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davanın reddi yolundaki ısrar kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır."
Yukarıda yer verilen tüm mevzuat birlikte değerlendirildiğinde; katalog suçu nedeniyle memurluğuna son verilenlerin memnu hakların iadesi kararı alsa bile Devlet memuru olarak atanmalarının mümkün olmadığı değerlendirilmektedir.
Haber metnine ulaşmak için tıklayınız.
Emekli ikramiyesi memur olarak çalışmış olanlara, emekli aylığı bağlandığı tarihte Sosyal Güvenlik Kurumunca ödenen bir tutardır.
Emekli ikramiyesi tutarının hesabında, memurların Sosyal Güvenlik Kurumu prim kesintisine esas tutulan kalemler esas alınır. Sosyal Güvenlik Kurumunca emekli ikramiyesi, memur olarak çalışmış olanlara aylık bağlandığı zaman yapılan bir ödeme sistemidir.
Sosyal Güvenlik Kurumu prim kesintilerinde esas alınan kalemler şunlardır:
Memurun derece ve kademesi, Memurun derece ve kademesine ve de görev unvanına göre belirlenmiş olan Gösterge ve Ek gösterge (Özellikle ek göstergenin yüksek olması emekli ikramiyesi tutarını, emekli aylık tutarını artırıcı bir durumdur),Taban Aylık Katsayısı ve Kıdem Aylık Katsayısı, Emeklilik işlemlerinde ek gösterge aralığına göre belirlenmiş olan yüzde oranı, yani özel hizmet aylığı (5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu Ek Madde 70 de belirtilmiştir), Memur Maaş Katsayısı.
Emekli ikramiyesi konusu 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu Madde 89 hükmünde bulunur:
Bu madde içeriğine göre:
- Emeklilik ikramiyesi memurun aylık bağlandığında esas alınan memurluk sürelerinin tam yıllarına karşılık yapılır.
- Memurun kamu işyerinde geçen sigortalı hizmet süreleri de varsa ve bu sürelerin de emekli ikramiyesine dahil edilmesi durumunda, yine bu sürelerle beraber tüm hizmet sürelerinin tam yıllarına karşılık yapılır.
- Bu maddede emekli ikramiyesi, emekli aylığı ne zaman bağlandı ise aylık bağlandığı tarihteki katsayılar esas alınarak bulunan tutar üzerinden yapılır.
Peki emekli aylığı bağlandıktan sonra memur maaş katsayılarında bir artış olursa bu artıştan hangi emekliler yararlanır.
Bu konuda yine Madde 89 hükmünde açıklayıcı hükümler bulunur. Buna göre de;
- Kanunlarla belirlenen bekleme süreleri sonunda kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevk edilmiş olanlar, (Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa tabi olanlar ile Emniyet Teşkilatına tabi olanlar hakkında kanunla belirlenerek uygulanan bir sistemdir)
- Yaş hadlerinden dolayı Kurumlarınca zorunlu emeklilik işlemi yapılmış olanlar,
- Vazife malulü olmaları nedeniyle vazife malullüğü aylığı bağlanması gerekenler, (Memur olarak görevli iken vazife malullüğü kapsamına girenlerdir)
- Memur olarak görev yaparken vefat etmiş olanların hak sahipleri, (Memur iken herhangi bir sebepten dolayı vefat etmiş olanlardan dolayı aylık bağlanmış olan hak sahipleridir)
Bu durumda olanlara aylık bağlandığı tarihten sonra üç ay içinde emekli ikramiyesinin hesaplanmasına esas alınan katsayılarda meydana gelecek artış nedeniyle oluşacak ikramiye farkları ile ilk mali yılın birinci ayında katsayılar dışındaki diğer unsurlarda meydana gelecek artışa, bu tarihte yürürlükte olan katsayılar uygulanmak suretiyle bulunacak ikramiye farkları, emekli ikramiyesi ile ilgili hükümlere göre ayrıca ödenmektedir. Aylığa hak kazandıkları tarihi takip eden üç ay içinde katsayılarda artış yapılmadığı takdirde, müteakiben katsayılarda altı ay içinde yapılacak ilk artıştan doğan ikramiye farkları da bunlara ayrıca ödenmektedir.
Örnek; Temmuz 2024 tarihi ile 14 Ocak 2025 tarihleri arasında kadrosuzluk, yaş haddi, vazife malullüğü aylığı bağlanmış olanlar ile bu tarihler arasında memur iken vefat etmeleri nedeniyle hak sahiplerine aylık bağlanmış olanlara, Temmuz 2025 MEMUR MAAŞ KATSAYI ARTIŞINDAN dolayı aradaki fark kadar, yani Temmuz-Aralık 2024 memur maaş katsayısı ile 2025 memur maaş katsayısı arasındaki fark kadar ayrıca bir ikramiye farkı ödemesi olur. Bu ödemeler 1 defaya mahsus yapılan bir ödeme olduğundan daha sonraki tarihlerdeki katsayı artışlarından dolayı fark ödemesi bir daha yapılmaz.
Bu fark ödemesi isteği üzerine emekli olmuş memurlar ile aylık bağlandıktan sonra vefat nedeniyle aylık bağlanmış hak sahipleri için bu işlem uygulanmaz.
Sonuç bağlamında, yaş haddinden emekliliğin tek bir avantajı ikramiye farkı ödemesi ile hizmet süresinin artması olduğunu söyleyebiliriz. Yani, emekli aylığı ve ikramiye tutarının hesaplanması aynı olur, bu hesaplama sistemi yaş haddinden emekliler için ayrı bir şekilde farklı kalemler esas alınarak yapılmaz.
NOT: 65 yaş haddi memurların azami çalışabilecekleri yaştır. 65 yaşının dolumundan sonra memur çalışamaz, 65 yaşını dolduran kendi isteğiyle emekli olamaz. Çalıştığı Kurum tarafından tek taraflı olarak resen emeklilik işlemleri yapılır. Hizmeti yetiyorsa emekli aylığı bağlanır, yetmiyorsa toptan ödeme işlemleri gerçekleştirilir. Ancak kişi kendi isteğiyle emekli olabilmesi için mutlaka 65 yaşını doldurmamış olması gerekir, yani 64 yaş 11 ay 29 gün iken emekli talebinde bulunması gerekir ki, bunu da yaş haddini bekleyen hiçbir memurun yapmayacağını, yani en azından 65 yaşın dolumuna kısa süre (3 ay, 6 ay, vb gibi) hizmeti kalanların olağanüstü bir durum olmadığı sürece yapmayacağını, değerlendirmekteyiz.
Haber metnini görmek için tıklayınız.